Bir web sitesinin kötü olduğunu anlamak için gerçekten kötü görünmesi gerekir mi?
Çoğu zaman hayır.
Hatta günümüzde birçok web sitesi ilk bakışta oldukça iyi görünüyor. Modern renkler, güçlü görseller, animasyonlar, dikkat çekici butonlar ve iyi hazırlanmış bir mobil görünüm… Bütün bunlar yerli yerinde olabilir. Buna rağmen kullanıcı birkaç saniye sonra sayfadan çıkabilir, aradığı bilgiyi bulamayabilir veya formu doldurmadan vazgeçebilir.
Çünkü iyi görünen bir arayüz ile iyi bir kullanıcı deneyimi aynı şey değildir.
UX/UI tasarımının asıl meselesi de tam burada başlar.
Kullanıcı sitenize geldiğinde ilk olarak neyi anlamalı?
Bir kullanıcı web sitenize girdiğinde zihninde çok basit bir soru vardır:
“Burada ne yapabilirim?”
Kullanıcı bu sorunun cevabını birkaç saniye içinde bulamıyorsa tasarımın görsel olarak ne kadar başarılı olduğu ikinci plana düşer.
Bir kurumun web sitesine giren kişi kurumun ne yaptığını anlamaya çalışabilir. Bir ürün sitesinde satın almak istediği ürünü arayabilir. Bir hizmet sitesinde fiyat, kapsam veya iletişim bilgisi görmek isteyebilir.
Bunların hiçbiri kullanıcı açısından karmaşık değildir.
Karmaşıklık çoğu zaman arayüzden kaynaklanır.
Örneğin ana sayfanızda büyük bir görsel, altında üç farklı slogan, birkaç animasyon ve birbirinden farklı beş buton bulunabilir. Tasarım oldukça etkileyici görünebilir. Fakat kullanıcı hangisinin kendisi için önemli olduğunu anlayamıyorsa burada bir UX problemi vardır.
İyi tasarım, kullanıcıya ne yapacağını söylemek zorunda kalmadan doğru yolu gösterebilir.
“Buraya mı tıklayacağım?” anı
Kullanıcı deneyimini bozan problemler her zaman büyük değildir.
Bazen yalnızca bir butonun yanlış yerde olması yeterlidir.
Bazen bir bağlantının bağlantı gibi görünmemesi.
Bazen form alanının ne istediğinin anlaşılmaması.
Bazen de menüde kullanılan bir kelimenin kurum içerisinde çok anlamlı olmasına rağmen kullanıcı için hiçbir şey ifade etmemesi.
Tasarımcı açısından bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir. Kullanıcı açısından ise bütün deneyimin akışını kesen noktalardır.
İyi bir arayüz kullanıcının sürekli olarak karar vermesini istemez.
Kullanıcı:
- Nereye tıklayacağını,
- Hangi menünün ne işe yaradığını,
- Bir sonraki adımın ne olduğunu,
- İşlemin tamamlanıp tamamlanmadığını,
- Bir hata oluştuğunda ne yapması gerektiğini
düşünmek zorunda kalmamalıdır.
UX tasarımının önemli görevlerinden biri, gereksiz zihinsel yükü azaltmaktır.
Güzel bir tasarım neden yeterli değildir?
Estetik, tasarımın önemli bir parçasıdır. Renklerin uyumu, tipografi, görsel hiyerarşi, boşluk kullanımı ve sayfa düzeni kullanıcı üzerinde doğrudan etki yaratır.
Fakat estetik tek başına deneyim değildir.
Çok şık bir restoran düşünün. Masalar güzel, aydınlatma etkileyici, dekorasyon kusursuz.
Fakat menü anlaşılmıyor, sipariş vermek zor ve hesabı nasıl isteyeceğinizi bilmiyorsunuz.
Mekân güzel olabilir. Deneyim ise iyi olmayabilir.
Web sitelerinde de benzer bir durum vardır.
UI, kullanıcının gördüğü yüzdür. UX ise o yüzle karşılaştığında yaşadığı deneyimin tamamıdır.
Bu nedenle iyi bir UX/UI çalışması yalnızca “Bu ekran güzel görünüyor mu?” sorusuyla başlamaz.
Daha önemli sorular vardır:
Kullanıcı burada ne yapmak istiyor?
Bunu ne kadar kolay yapabiliyor?
Nerede kararsız kalıyor?
Nerede hata yapıyor?
Nerede vazgeçiyor?
Kullanıcı size söylemeden de çok şey anlatır
Kullanıcıların büyük bir bölümü web sitenizle ilgili sorun yaşadığında size e-posta gönderip bunu anlatmaz.
Sessizce çıkar.
İşte bu nedenle kullanıcı davranışları UX açısından çok değerlidir.
Bir sayfanın çok ziyaret edilmesi her zaman başarılı olduğu anlamına gelmez. Kullanıcıların sayfada ne kadar kaldığı, hangi bölümlere ilerlediği, hangi butonlara tıkladığı, hangi formları yarıda bıraktığı veya hangi sayfadan ayrıldığı bize farklı bilgiler verebilir.
Örneğin bir iletişim formunuz var.
Formu her gün onlarca kişi görüntülüyor ancak çok az kişi gönderiyor.
Burada yalnızca “insanlar iletişim kurmak istemiyor” sonucuna varmak doğru olmayabilir.
Form çok uzun olabilir.
Zorunlu alanlar gereğinden fazla olabilir.
Telefon numarası formatı kullanıcıyı zorlayabilir.
Gönder butonu yeterince görünür olmayabilir.
Form gönderildikten sonra ne olacağı belirsiz olabilir.
Sorun bazen kullanıcıda değil, tasarımın kullanıcıdan istediği çabada olabilir.
Kendiniz küçük bir UX testi yapabilirsiniz
Bunu anlamanın en basit yollarından biri küçük bir kullanıcı testi yapmaktır.
Web sitenizi daha önce kullanmamış birine açın.
Hiçbir açıklama yapmayın.
Sonra sadece şu soruyu sorun:
“Bu sitede ne yapabileceğini düşünüyorsun?”
Ardından:
“Şimdi ne yapmak isterdin?”
Ve en önemlisi, cevap verirken müdahale etmeyin.
Kullanıcı menüde yanlış yere tıklıyorsa hemen yol göstermeyin.
Bir butonu bulamıyorsa nerede olduğunu söylemeyin.
Bir başlığı yanlış anlıyorsa düzeltmeyin.
Çünkü amaç kullanıcıya siteyi öğretmek değil, sitenin kullanıcıya kendisini ne kadar iyi anlattığını görmek.
Bu küçük test bazen uzun toplantılardan daha fazla şey ortaya çıkarabilir.
İyi UX, kullanıcıyı düşündürmemek değildir
Burada önemli bir ayrım var.
“İyi UX kullanıcıyı hiç düşündürmez” demek doğru olmaz.
Kullanıcı bazı durumlarda elbette düşünür, karşılaştırır ve karar verir.
UX tasarımının amacı düşünmeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, gereksiz düşünmeyi ortadan kaldırmaktır.
Bir e-ticaret sitesinde kullanıcı hangi ürünü alacağına karar vermelidir.
Fakat ürünleri nasıl karşılaştıracağını anlamaya çalışmak zorunda kalmamalıdır.
Bir eğitim kurumunun sitesinde kullanıcı hangi programa katılacağına karar vermelidir.
Fakat programın tarihini bulmak için beş farklı sayfa dolaşmamalıdır.
Bir şirketin web sitesinde kullanıcı hizmet almak isteyip istemediğine karar vermelidir.
Fakat iletişim bilgilerini bulmak için sitenin tamamını taramamalıdır.
İyi UX, kararın kendisini kullanıcıdan almaz. Karara ulaşmayı kolaylaştırır.
Bazen sorun tasarımda değil, içeriktedir
UX/UI çalışmalarında sık karşılaşılan bir başka konu da tasarım ile içerik arasındaki ilişkidir.
Bir sayfanın tasarımını değiştirmek her problemi çözmez.
Çünkü kullanıcı deneyimi yalnızca renklerden, butonlardan ve kolonlardan oluşmaz.
Kullanılan kelimeler de arayüzün bir parçasıdır.
“Devam et” ile “Başvuruyu tamamla” aynı şey değildir.
“Ürünler” ile “Size nasıl yardımcı olabiliriz?” farklı beklentiler yaratır.
Bir başlığın açık olması, kullanıcının sayfada ne bulacağını anlamasını kolaylaştırır.
Bu nedenle iyi bir UX çalışmasında tasarımcı yalnızca ekrana bakmaz.
İçeriğin kullanıcıya ne söylediğine de bakar.
Küçük ayrıntılar neden bu kadar önemli?
Kullanıcı deneyimini çoğu zaman büyük tasarım kararlarından çok küçük ayrıntılar belirler.
Bir butonun konumu.
Bir başlığın uzunluğu.
Satır aralığı.
Paragrafların genişliği.
Mobil ekranda dokunma alanlarının yeterli büyüklükte olması.
Formdaki hata mesajının anlaşılır olması.
Bir işlemin başarıyla tamamlandığını belirten geri bildirimin zamanında gösterilmesi.
Bunların her biri tek başına küçük bir karar gibi görünür. Fakat kullanıcı deneyimi zaten bu küçük kararların toplamından oluşur.
İyi tasarım çoğu zaman fark edilmeyen tasarımdır.
Kullanıcı menünün ne kadar iyi tasarlandığını düşünmeden menüyü kullanır.
Formun ne kadar iyi planlandığını düşünmeden formu doldurur.
Butonun neden orada olduğunu sorgulamadan doğru yere tıklar.
Çünkü arayüz onun önüne çıkmak yerine yolunu açar.
Bir web sitesini değerlendirirken nereden başlamalı?
Kendi web sitenize bugün farklı bir gözle bakmak istiyorsanız tasarımın estetik tarafını bir süreliğine unutun.
Önce şu soruları sorun:
İlk bakışta ne yaptığımız anlaşılıyor mu?
Kullanıcı en önemli işlemi kolayca bulabiliyor mu?
Menüde kullanılan ifadeler gerçekten kullanıcıya tanıdık geliyor mu?
Mobilde bütün temel işlemler rahatça yapılabiliyor mu?
Formlarımız gereğinden uzun mu?
Kullanıcı bir işlem yaptıktan sonra ne olduğunu anlayabiliyor mu?
Önemli bilgiler görsel kalabalığın içerisinde kayboluyor mu?
Kullanıcıdan bizim ihtiyacımız olanı mı istiyoruz, yoksa onun ihtiyacı olanı mı kolaylaştırıyoruz?
Son soru özellikle önemli.
Çünkü kurumlar web sitelerini çoğu zaman kendi ihtiyaçlarına göre tasarlar.
Oysa kullanıcı web sitesine kurumun organizasyon şemasını görmek için gelmez.
Bir ihtiyacını çözmek için gelir.
UX/UI tasarımı aslında bir empati çalışmasıdır
Teknoloji değişiyor.
Ekranlar değişiyor.
Tasarım trendleri değişiyor.
Kullanıcıların beklentileri de değişiyor.
Fakat temel soru değişmiyor:
“Kullanıcı burada ne yapmaya çalışıyor?”
UX/UI tasarımının güçlü tarafı, bu soruyu merkeze almasıdır.
Bu nedenle iyi bir dijital ürün yalnızca güzel görünmez. Kullanıcının amacını, alışkanlıklarını, tereddütlerini ve ihtiyaçlarını dikkate alır. Bazen daha fazla özellik eklemek yerine bir özelliği sadeleştirmek gerekir. Bazen yeni bir sayfa tasarlamak yerine mevcut bir sayfanın akışını değiştirmek gerekir. Bazen de hiçbir şey eklememek, yapılabilecek en doğru tasarım kararıdır. Çünkü dijital dünyada her eklenen özellik değer yaratmaz.
Değer, kullanıcının işini kolaylaştıran doğru kararların bir araya gelmesiyle oluşur.
Peki sizin web siteniz kullanıcıya ne anlatıyor?
Bir web sitesinin başarısını yalnızca ne kadar güzel göründüğü üzerinden değerlendirmek artık yeterli değil. Kullanıcının siteye geldiğinde ne anladığı, ne yaptığı, nerede zorlandığı ve hangi noktada vazgeçtiği de en az görsel tasarım kadar önemli.
Belki de bugün web sitenize bir tasarımcı gibi değil, ilk kez karşılaşan bir kullanıcı gibi bakmanın zamanı gelmiştir.
Ana sayfayı açın.
Menüyü inceleyin.
Mobil cihazdan deneyin.
Bir form doldurmayı deneyin.
Aradığınız bir bilgiyi bulmaya çalışın.
Ve kendinize şu soruyu sorun:
“Bunu ben tasarlamış olsaydım neyi değiştirirdim?”
Cevaplarınız, sitenizin bir sonraki tasarım kararları için iyi bir başlangıç noktası olabilir. Çünkü iyi bir dijital deneyim, çoğu zaman büyük bir değişiklikle değil, doğru soruyu sormakla başlar.


yorum bırak